“Önemlisin o yüzden yapamam böyle sürdüremem.”dedi, telefonun diğer ucundan parmakları ile yazarken mesajı…
“Bu şekilde iki üç günde bir görüşüp, sonra diğer günler hiçbir şey yokmuş gibi yaşayıp, sonra yine ihtiyaç duyduğumuzda bir araya gelmek”, bunu yapamam. Aslında uzun zamandır yaşadığı ilişkilere çok uygun bir durumdu ama bunu onunla yaşamak istemiyordu. Ona karşı tam olarak tarif edemediği bir his vardı içinde… Hayır, aşk veya sevgi değildi. Daha çok inanç, saygı ve güven hissinin birleşmesinin getirdiği bir tür duygu idi.
-“Seni anlıyorum aslında… Kırılmışsın, üzülmüşsün, yalnızlık senin için şu an belki en iyi seçim… Bekleyebilirim de seni, hayatımda hiçbir şey için acelem yok. Ama beklerken bu şekilde görüşmek yıpratır ikimizi de… Sen de bana hak veriyorsun değil mi?”
-“Evet ikimizde bu konuda anlaşmıştık zaten” diye cevap verdi.
Çok zor olacak artık bundan sonra… Kedisinin başını omzuna koyamayacak, onun saçlarını okşayamayacak. O huzurlu duyguyu hep arayacak belki de onun yanında olduğu zamanlarda hissettiği… Ama en azından ona saygısızlık oluşturabilecek ve kendisini yıpratacağı bir duruma sürüklemeyip, ilişkiyi bakir bırakacak, belki de… Bekleyecek mi? Bilinmez, hayatta hiçbir zaman hiçbir şey için söz vermemeyi öğreneli bayağı zaman olmuştu. Beklemek ister mi peki? Evet, ister tabii ama nereye kadar bekleyebilir, bunu kim bilebilir ki? Kaldı ki beklese de, beklenen belki de hiçbir zaman gelmeyebilir.
Artık bebiş uzakta olacak ondan… Onunla hiç yapmadığı yürüyüşü özleyecek. Onunla yalnızca bir kez yapabildiği pazar kahvaltısını özleyecek. Onunla sarılıp uyumayı, uykusunda onu seyretmeyi, gece uykudan uyanıp sevişmeyi, onunla içmeyi, sohbet etmeyi ve en önemlisi onu; çok saygı duyduğu ve sevdiği kişiliğini özleyecek.
Hayatında “keşke”lere yer yoktu, sevmezdi bu kelimeyi ama bu durum kendi kontrolü dışında gelişmişti ve “Keşke…” dedi içinden, ilk defa “keşke…”.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder