Enrico Macias çalıyordu kulağında… “J’ai quitté mon pays” ; ülkemi terk ettim diyordu üstat, İspanyol gitarının akıcı ve dinleyene kendini kaybettiren tınılarına eşlik ederken…
Güneşimi terk ettim, mavi denizimi terk ettim, hatıraları benim elvedamdan sonra canlandı.
10 ay önceydi, çok olmamıştı… O da ülkesini terk etmişti, doğduğu yeri değil doyduğu yerdi, onun için ülke… Ve orası da çocuklarının yanı olmuştu her zaman…
Güneşini bırakıp gitmişti… Güneş ilk olarak 8 yıl önce doğmuştu hayatına bir anda… Telefonda duymuştu ilk “baba” kelimesini… Verebildiği tek tepki gözyaşlarıydı. Dili gırtlağını tıkamış, yutkunamıyordu bile… Hayat artık farklı gidecekti onun için… Karanlık bir kış günü, güneş açmıştı belki de ilk defa hayatında… Kendine ait olmayan fakat kendinden çok sevdiği kızı 3 yaşındayken anlamış sevgisinin gerçekliğini ve ona karşılık olarak hediyesini vermişti. Bu anı belki 50 yıl geçse de unutamayacaktı.
Ve sonra o katıldı aralarına, mavi deniz gözleri ile… Artık hem güneş hem de bir masmavi bir deniz vardı yaşamında… Cennet dedikleri bu olsa gerek demişti her ikisini de kucağına aldığında…
Yorgunluk kuzuları diyordu onlara… Ne kadar yorgun olursa olsun, sadece bir sarılmalarına bakıyordu her şeyi unutması…
Şimdi ise “ma vie se train sans raison” diyordu üstad… Hayatı üzgün, hayatı amaçsızca akıyordu…
Aynı zamanda bir arkadaşını terk etmişti, gözleri yaşlıydı arkadaşının… Ama o an için yapacak bir şey yoktu.
Bindiği geminin güvertesinde, onu limandan uzaklaştıran gün be gün, sadece el sallıyordu uzaktan onlara…
Tekrar başlattı müziği… Ülkemi, evimi terk ettim… Güneşimi, mavi denizimi terk ettim.
Güneş, kaybolan ülkesinin güneşi… Ve artık yüzemediği mavi denizi evinin…
Gemi her gün uzaklaşıyordu daha fazla, deniz çatlamış gibi dalgalıydı… Gözlerine baktı denizin, pişmanlıkla ıslanmış kendi mavileriyle… Ve güneş yavaş yavaş kayboldu ufukta, deniz dinginleşirken…
Gemi ise artık tam yol ileri komutunu almıştı. Geride bıraktı evini ve ülkesini üstadla beraber…
1 yorum:
Babam geldi aklıma... Onun ülkesinden ben gideli 10 yıl oldu. Köklerim hala onun yüreğinde bir zeytin ağacına benzetirim kendimi. Yapraklarım alaca yeşil olur hayat beni okşadıkça. Benim de babam ile arama, onun gözleri gibi mavi bir deniz girdi. Ama emin ol bana verdiği o mavi gözlerle görüyorum hayatı. Sen ve çocukların için de bu böyle olacak.
Yorum Gönder