2 Eylül 2009 Çarşamba

Sevgi Mesajları-2

Sevgi sözcüklerini boşa kullandığınızı ve aslında onları bu seferlik saklamanız gerektiğini düşündüğünüz durumlar olmuştur mutlaka hayatınızda… Şundan bahsetmiyorum yalnız, “Allah seni kahretsin, sana tüm sevgimi vermiştim! Sense onu mahvettin… Değmezmiş sana…” tarzında tepki verdiğiniz durumlardan değil… Çünkü bu tip durumlarda ağzımızdan çıkan bu kelimeler gayrı ihtiyari olarak çıkar ve aslında verilen tüm sevgi, belki sadece birkaç anı, yaşanmışlık ve paylaşılmışlıktan ibarettir. Asla tüm sevginizi vermemişsinizdir, belki dile bile getirmemişsinizdir yeterince, sadece verdiğinizi zannetmişsinizdir, ya da kendinizce vermişsinizidir ama karşınızdakine anlatamamışsınızdır bunu… Çünkü tüm sevginizi son noktasına kadar hakkıyla, layıkıyla vermişseniz, o anda o durumda olmazdınız.
Benim söylemeye çalıştığım ise sadece sevgi sözcükleri... Boşa harcadınız mı hiç? Sevgilinizde, sevgiliniz olmasına çalıştığınız birinde, arkadaşlarınızda, dostlarınızda… Hayır… Asla çocuklarınızda veya anne babalarınızda değil. Bunları seçenek olarak sunmadım dikkat ederseniz. Onların bir harfi bile boşa gitmiş sayılmaz, ne olursa olsun…
Birçoğunuzun, evet der gibi olduğunu görebiliyorum. Ama hala beni tam olarak anlayamadığınızı da biliyorum. Bir örnekleme yapalım mı? Biri var beğendiğiniz ve ona bunu belli etmek için, ortaçağdan kalma en romantik yöntemlerden birini kullanmaya karar veriyorsunuz. Şiir yazmak… Çoğu zaman, dilin kemiği olmadığından kelli, dil dile gelemediğinden, bu işlevini kaleme aktarmaya karar verir ve kalemde yazanın içindekileri bazen bir, bazen iki seviye üste taşıyarak yazar. Bu kötü bir şey midir? Hem evet, hem de hayır… Nasıl mı? Şiiri yazdığınız kişi zaten size olumlu bir geri besleme yaparsa, alacağınız bu pozitif tepki ile duygularınız ister istemez, şiirdekilerin seviyesine gelecektir, coşmak suretiyle… Fakat şiire bir tepki almadıysanız, ya da negatif bir tepki aldıysanız, tüm o kelamlar boşa gitmiş sayılacaktır. Çünkü, karşı duygularla, sizin betimlediğiniz duygular arasında oluşacak uçurum kapanmayacaktır kolay kolay… Ne bir ikinci şiir, ne başka bir şey, bu oluşan çukuru kapatmaya yetmeyecektir. Şiir sadece bir örnektir, bu bir söz, bir cümle, söylenen bir şarkı, yollanan bir şarkı, alınan bir çiçek ya da sevgi gösterisi yerine koyacağınız herhangi bir şey olabilir.
İşte bu tepkisiz, ya da negatif tepkili anlarda, hissedilen duygudan bahsediyorum ben… O an için boşa savrulan ve değeri anlaşılmayan sevgi sözlerinden bahsediyorum. Sizce de boşa harcanmış olmuyorlar mı?
Kimse bana şunu söylemesin ama lütfen; “ama sevgi karşılık beklemeden verilir”. Ben de aynı fikirdeyim ama durum bu değil ki… Sevgi kesinlikle karşılık beklemeden verilir, ama ağzınızdan çıkan sözler, hareketleriniz havada kalıp, ya da hedefine ulaşıp, duvara çarpan bir bardak gibi tuzla buz olup, duvarın dibine dökülüyorlarsa, bence bu da değildir hakkı… Her zaman hak ettiğimizi mi alırız? Ona da hayır tabii… O an için onu mu hak etmişizdir? Olabilir, mümkündür, bu da sizin karmanızdır belki… Ama yine de bir şey var burada bence… Bu ufak nokta, nüans ve incelik, tüm bu söz ve aksiyon çeşitlemelerini değerli hale getirebilir ve söyleyenin karmasının, söylenenin karmasına geçmesine engel olabilir. Değer verdiğiniz kadar değer görürsünüz insanlardan bunu asla unutmayın. İşte karma burada devreye girer. Ne ekerseniz onu biçersiniz. Bir arkadaşım bana beni sevdiğini söyler devamlı… Ve bilirim beni gerçekten sever. Evet ben erkeğim, o da bir dişi… Ama sevgisi benim insanlığıma olan sevgisidir, benim kişiliğime; her ne kadar başkasına göre belki kötü bir kişiliğim de olsa, ama bilirim ki o beni iyi-kötü dengemle sever. Ve bana bunu dile getirir, her konuşmamızda… Belki zaman zaman sevgisinin boyutu büyüyordur, bunu bilemem, ama bana bunu her söylediğinde ben de ona teşekkür ederim ve benim de onu sevdiğimi söylerim. Bu onun sevgiye olan cesaretini ateşler bilirim. Ve o da biliri ki ben o iki kelimeyi kullanırken asla saptırmam hedefinden, benim onu sevmem, “ insanlığına, kalbine, karakterine olan sevgimdir. Dişiliğine, vücuduna veya kaşına gözüne değil. Kaldı ki kendisi güzeldir aynı zamanda… Ama biliriz ki biz o değiliz, biz o sıfatı alamayız hayatlarımızda birbirimizin… Yalnız arkadaş, dost ve insan sevgisi bizim için uygundur. Tabii bu verdiğim örneği hayatımda çoğaltabilirim başka insanlarla da… Aslında verdiğiniz sadece kelimelere yüklediğiniz anlamlardır… Ve karşı taraf bunda sizinle aynı çizgide değilse ya da aynı fikirde, yapabileceği yine de bir şeyler vardır diye düşünüyorum, kaldı ki bu bir karşılık değil, karşındakinin duygularına gösterilen saygıdır. En azından ben böyle adlandırıyorum. Hayatta birisi için yapılan bir şeye verilen, en saygısız tepki, verilmeyen tepki, yani tepkisizliktir.
Size sunulan sevgi sözlerinde, karşınızdakine saygı gösterin ve en azından bir teşekkür edin, böylece onlar da bu kelimeleri boşa harcamış olmaktan korkmasınlar. Çünkü “seni seviyorum” a verilecek en kibar ve anlamlı cevaptır; “ teşekkür ederim”… Her ne kadar sevgilerin boyutları bir olmasa da… Hatta biraz daha cesur olun ve sizin ona olan sevginizi açın; sevginizi söylerken iki kelimenin dışına çıkın. Neden onu seviyorsunuz, onu söyleyin kendisine… Bu da bir dürüstlüktür. Sevgi tek değildir, sevginin çeşitleri, boyutları, sevginin kokusu, sevginin şekli, sevginin bir dış görünüşü vardır. Bunu dile getirdiğinizde karşınızdaki ile sevgi boyutlarınızdaki çeşitliliği ortaya serersiniz. Ve bu şekilde karşınızdakine hem saygı gösterirsiniz hem de onu korursunuz. Neden mi? Belki de onun size var olan bir boyut ötesindeki, ve sizden karşılık alamayacağı sevgisinden… Bunu kibarca, karşınızdakini kırmadan basit bir cümle ile, dürüstlükle yaparsanız. Karmanız hep size dönük kalır.
-Ben de seni seviyorum, sendeki insanlığı, iyi yürekliliğini, insanlara yaklaşımını seviyorum
Mesaj açık değil mi? Onu neden sevdiğinizi söylediniz. Burada bir aşktan bahsedilmedi, burada bir tutkudan bahsedilmedi. İnsanlık… İnsan sevgisinden bahsedildi… Sonuçta, o kişi sizi seçmiştir, bu duyguyu yaşamak için ve size sevgisini dile getirerek sizi yüceltiyordur. Sonra şunu sorarım size, hep sevilmek istemez miyiz? “Bir sevenim bile yok” bizlerin ağzından çıkan cümlelerden değil midir? E işte seviliyorsun, ama sen değerini biliyor musun? Hayır hem de kocaman bir hayır… Sizi seven insanların, size sevgisini dürüstçe dile getiren insanların değerini bilin ve onlara bu duyguyu sizlere layık gördükleri için teşekkür edin… Göğsünde sevgiyi barındıran insanların heveslerini kırmayın. Yoksa yakında size sevgisini verecek kişileri etrafınızda bulamayabilirisiniz. Ve o cümle gerçek olur “bir sevenim bile yok”. Hayatta karma felsefesi, ya da etme bulma mekanizması hep işler unutmayın. Bir şey biliyorum da söylüyorum, ama siz ister alın bir yere koyun bu söylediklerimi, ister burada kağıt üstünde bırakın.
Ulak’lar mesajı iletmekle yükümlüdür ve elçiye zeval olmaz.

Hiç yorum yok: