El ele tutuşurken gözleri sımsıkı kapalıydı, artık birkaç metre ötelerinde patlayan bombaların çıkardıkları sesleri duymuyorlardı bile, her ikisinin de beyni onlara şarkılarını mırıldanıyordu. Belki de birkaç dakika içinde bir bombanın şarapnelinden ya da onlardan ve aşklarından, beraber yaşama, yaşlanma ve birçok çocuk sahibi olma hayallerinden habersiz ve umarsız olan, onları yalnızca iki boş insan olarak gören bir düşman askerinin acımasız süngüsünün darbesi ile hayatları ve aşkları son bulacaktı. Yıkık duvarların arkasına küçük birer çocuk gibi sığınmışlardı ve her ikisi de korkudan titriyordu. Korktukları ölüm değil, ayrı düşmekti.
Kendilerini bildikleri bileli, birbirlerinin en yakın arkadaşı olmuşlar, beraber büyüyüp, aynı okullara gitmişlerdi ve tam üniversiteyi bitirmek üzerelerken bu acımasız savaş ortaya çıkmıştı. Halbuki çok değil, bir ya da iki sene içinde evlenip, sonra da aşklarının meyvesini ortaya koyacaklar ve ailelerine bir torun hediye edeceklerdi. Ama artık tüm bunlar sadece hayallerinde kalmak üzere geçmişe, bu yıkıntıların arasına gömülmüştü. Anne ve babalarının, kardeşlerinin nerede olduklarını bilmiyorlardı bile… Bombardıman ansızın başlamıştı Paris sokaklarında, onlar; hatırladıkları kadarı ile, Bastille meydanına yakın bir yerlerdeydiler. Ama artık bu anlamda bilinçleri kapanmıştı. Tek açık olan bilinç şu anda birbirlerine karşı olan ve beyinlerinden geçen düşüncelerdi. Böyle bir adrenalin anında bilinç belli aralıklarla kısa süreli de olsa açılır ve o anda çok farklı bir görü yeteneği ile birbirinizin düşüncesini okuyabilirdiniz. İşte tam da bunu yaşıyorlardı. El ele, gözleri sımsıkı kapalı, kulakları bombardımandan sağır olduğu halde, birbirlerini duyabiliyorlardı.
- Buradan kurtulamayacağımızı biliyorsun değil mi aşkım?
- Evet sevgilim biliyorum. Çok korkuyorum
- Korktuğunu biliyorum aşkım, ben de senin kadar korkuyorum. Ama ölmekten değil, sensiz kalmaktan korkuyorum.
- Bizi kimse ayıramaz sevgilim, ölsem de, senin ellerinde, senin kollarında öleceğim ve biliyorum ki sen de bana sımsıkı sarılacaksın, ve öldükten sonra vücutlarımız kaskatı kesilecek, bizi kimse ayıramayacak.
Bir an olsun rahatlamışlardı. Ve birbirlerine doğru döndüler, her ikisi de gözlerini açmışlardı. Büyük bir gürültü… Bir bomba 50 metre uzaklarına düşmüştü, ama sığındıkları evin duvarı o kadar sağlamdı ki, onları bundan korudu yine de gürültü ile kız korkudan çocuğun boynuna sarılmış ve kafasını omzuna gömmüştü. Çocuk kızın saçlarını okşadı. Ne kadar yumuşak, ne kadar güzel kokuyordu. Bunca toz toprak bile onun bu kokusunu ve tazeliğini bozamamıştı.
Kulağına yavaşça fısıldadı.
- Hadi kaderi daha fazla oyalamaya gerek yok aşkım...
Kız sadece kafasını salladı, omzuna gömdüğü… Ona sımsıkı sarıldı ve ayağa kaldırdı. Kızın gözleri hala kapalıydı, gözlerinin son gördüğünün sevgilisi olmasını istiyordu. Yavaş yavaş binadan çıktılar. Kurşunlar vızıldıyor, bir sürü insan ve asker etrafta koşturuyordu. Her birkaç saniyede bir insanlar yere yığılıyorlardı, kah bir mermi ile kah bir süngü darbesi ile…
- Dur!
Çocuk, almanca kendine bağıran askeri duydu ama sevgilisine daha çok destek vererek vücuduyla, yürümeye devam etti. Adımlarını çok zor atıyordu. Ses biraz daha yaklaşmıştı ve yine;
- Dur!
Kafasını kaldırdı. İki düşman askeri de karşısında birkaç metre mesafede süngülerini doğrultmuş duruyorlardı. Ama o durmadı, eğer sona erecekse her şey, kalplerinde başladığı gibi kalplerinde son bulmalıydı. Adrenalinin de verdiği güç ile adımlarını biraz olsun hızlandırabildi ve yürümeye devam etti askerlere doğru… Askerler de ona doğru gelmeye başlamıştı. Yanında sürüklediği kıza baktı, gözleri hala açık değildi. O da gözlerini kapattı, sevgilisinin dudaklarına yapıştı, sonra hala gözleri kapalıyken elini cebine soktu, bunu gören askerler iki adımda ona doğru koşarak, süngüleri kalplerine saplamışlardı.
İkisinin de sesi çıkmadı. Çünkü yine o anlardan birinde birbirlerine içlerinden bağırıyorlardı.
- Seni seviyorum aşkım!
- Ben de seni seviyorum aşkım!
Ve her şey başladığı yerde bitmişti. Kalplerinde… Başlatan kalplerine isabet eden Eros’un okuydu, bitiren ise yine aynı yere saplanan iki askerin süngüsü…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder