Cübbesini düzeltti. Üstüne bir cübbe giymişti ve sakal bırakmıştı genç adam. Belki bu şekilde dinletebilirim kendimi diyordu. Nasreddin sendromu diyordu buna… Hani derler ya; sakalımız yok ki dinleyesiniz beni… Bunu görmek istiyordu, insanlar böyle bir ulema görüntüsüyle acaba onun her zaman sarf ettiği cümleleri bu sefer dikkate alacaklar mıydı acaba?
İçeride toplanan ahaliye şöyle bir baktı. İçlerinde çok iyi eğitimli insanlar da vardı. Ve bu insanların çoğu ile konuşmuştu daha önce… Onlara anlatmaya çalışmıştı bazı şeyleri… Ama onlar çok ta aldırmamıştı bu yeni yetme gencin söylediklerine… Şimdi ise üstünde cübbe, yüzünde kabarık bir sakal, o insanları onun ayağına kadar getirmişti.” Ne cübbe, ne sakalmış be!” dedi.
-“Hadi bakalım bu şansı değerlendirelim.”
Şöyle bir öksürdü. Herkes toparlandı, kafalar kalktı, gözler dört açıldı. Herkes bu tecrübeli ve ağır sakallı ulemanın ağzından çıkacak kelimeleri merakla bekliyordu. Ve konuştu, bağırarak, o genç ama gür sesi ile;
-Siz ne zaman kendinize dürüst olmaya başlayacaksınız?
Toplulukta homurdanmalar başladı. “Ne diyor bu yahu, bize yalancı mı diyor?” , “Ben asla kimseye yalan söylemedim hoca”, “Kimse benim dürüstlüğümü konuşamaz hocam, ben kırk yıllık tüccarım yahu…”
İşte klasik insan savunma mekanizması diye içinden geçirdi, söylenenleri duyduğunda… Onlara aslında olmadıkları bir şeyi söylediğinde, hiçbirisi kabullenmez ve hep inkar ederlerdi. Bekledi. Homurdanmaların azalmasını… Toplulukta herkes yavaş yavaş sustu. Bu sefer yineledi sorusunu ama farklı şekilde…
-Siz ne zaman kendi kendinizi, benliğinizi, nefsinizi kandırmayı bırakacaksınız”
Bu sefer topluluktan çıt çıkmamıştı. Ama genç adam bu sefer de hiç anlamadığından emindi topluluğun… Sözü genişletmek amacıyla tekrar konuşmaya başladı.
-Kaçınız şu anda içinde bulunduğunuz durumdan memnun söyleyin bana? Kaçınız şükrediyor demiyorum bak, kaçınız mutlu diyorum. Evet tahmin etmiştim neredeyse hiçbiriniz… Ama bunu kendinize hiç itiraf ettiniz mi? Hiç kendinize; “ ben bu durumdan farklı bir konumda olabilirdim, elime de fırsat geçmişti, ama ben bunu elimin tersi ile ittim” dediniz mi, diyebildiniz mi? Sanmıyorum… Bunu diyebilmek güçlü ve sağlıklı bir kişilik gerektirir. Çünkü bunu itiraf etmek kendine, aslında daha iyi, daha mutlu bir hayatın olacakken senin ve etrafındaki insanların, çünkü seçimlerimiz etrafımızdaki insanları da etkiler, senin yaptığın yersiz veya yanlış tercihlerle, şu anda bu konumda olduğunu gösterir. Bu da sağlıklı bir beynin düşüncesidir.
Üzgünüm ama şu anda bulunduğunuz durumdan mutlu değilseniz, bu sizin seçiminizdir, başka kimsenin değil… Mutlaka size başka bir şans verilmiştir, ama siz her şeye rağmen bunu seçerek, içinde bulunduğunuz ortamı kendinize davet etmişsinizdir.
Herkes aptal bakışlarla onu izliyordu. Kimi gerçekten hiçbir şey anlamamıştı. Kimi ise duyduklarının gerçekliği ile girdiği şoksal sıkıntıdan aptallaşmıştı.
Ya şimdi ya hiç dedi genç adam…
-Kibirlerinizden kurtulun, nefsinizden kurtulun… Kendinizi üstün görmekten vazgeçin. Tanrı bazen sizin seçimlerinize karışmaz ve vereceğiniz kararların arkasından neler olabileceğini size göstermek ister sonuna kadar... İşte bu yüzden de yanlış kararlar vermenize ses çıkarmaz, müdahale etmez. Eğer seçiminiz sonrası huzura kavuşamamış ve mutlu olamıyorsanız, ve hatta çevrenize de bunu yayıyorsanız, seçiminizde bir yanlış var demektir. Bunun geri dönüşü de olmayabilir. Çünkü Tanrı bile bazen insana ikinci bir şansı vermeyebilir hayatta… Seçiminin cezasını Tanrı katında çekmektense, seçimlerin sonucu mutsuz olan diğer insanlarla, bir arada çekme cezasına çarptırılabilirsin. Bunun nedenlerini de ayrı bir konuşmada ele alırız, ey ahali…
Diyerek hutbesini bitirdi ve aşağıya namazını kıldırmak için, cemaatin önündeki yerine geçti genç adam…
Allah-ü ekber…
2 yorum:
haklısın.bende her zaman yalnış kararlar almekdan korkuyorum.sinirli oldugum zamanlar mutlaka sahile giderim.çocuklarım için çok doğru kararlar vermeliyim.allahıma çok şükür bunun bilincindeyim.seni tebrik ederim.aklına,beynine,kalemine sağlık
haklısın.bende her zaman yalnış kararlar almekdan korkuyorum.sinirli oldugum zamanlar mutlaka sahile giderim.çocuklarım için çok doğru kararlar vermeliyim.allahıma çok şükür bunun bilincindeyim.seni tebrik ederim.aklına,beynine,kalemine sağlık
Yorum Gönder