7 Ağustos 2009 Cuma

Kalp MR'cısı

Boğaz onun için ayrı bir önem taşıyordu her zaman, ne de olsa çoğu zaman yalnızlığını paylaştığı tek manevi dostu olmuştu. Bu akşam yine boğazın kıyısında olacaktı ama bu kez bir misafiri vardı yanında… Önemliydi onun için çünkü ilk defa biri, istediği biri, onun yanında misafir oluyordu kadim dostu boğazın kıyısında… Laf aramızda aslında istemek kelimesi gerçekten anlam olarak hafif ve içindeki volkanik patlamalara bakarsak eksik kalıyordu. Son günlerde tek düşünebildiği “O” idi… Ama neden O’nu tanımıyordu bile, nerdeyse… Ama işte şu herkesin “insan sarraflığı” gibi alçaltıcı ve insanı ticari mal olarak gören terim var ya, bu terimi başka bir deyimle yerleştirmişti hayatına; “kalp MR’cısı” diyordu kendine… Karşısındakinin kalbini bir MR sonucu gibi detaylı görebiliyordu, onun için çok önemliydi bu… İnsanları yaşadıkları ve göründükleri ile değil, kalpleri ile görüyordu. Onu tanıdığı günden bu yana, ki bu çok uzun bir zaman önceydi, sadece gülüşü aklında kalmıştı. Ama işte tam da o gülüş için O’nu tekrar, tekrar ve tekrar görmek istiyordu. Daha önce birkaç kez ortak anlamda olan iş ortamlarında ve bir kez de baş başa görüşme imkanı olmuştu onunla… Her biri o gülüş yüzünden aklında yer etmişti. Ama ona yaklaşması imkansız zamanlar ve ortamlardı bunlar. Şimdiyse nasıl bu noktaya gelinmişti, tamam gelinen nokta belki çok özel bir nokta değildi ama zaten onun da istediği sadece o gülüşün sahibini yakından tanımaktı ve belki birazcık yaşadığı kalp kırıklığını atlatmasına yardımcı olmaktı. Çünkü kalp MR’cısı o’nun kalbinde neler olduğunu görebiliyordu. Bu onun için çok acı vericiydi aslında ama yapması gereken şeyi yapmalıydı. Çünkü bu görev ona verilmeseydi, şimdi burada O’nun yanında olmazdı. O zaman her şeyi bir kenara bırakıp, gerekeni, üstüne düşeni ve aslında yapmak istediği ilk önemli şeyi yapmalıydı. O kırılmış, narin kalbin tekrar eskisi gibi yaşamasını sağlamak ve o gülüşün hep oluşmasına destek olmaktı. Bunu yaparsa o gülüşü canlı tutarsa, o gülüşe hep sahip olmak isteyecek ve onu asla bırakmayacaktı. Tüm bunlar aklında yankılanırken, telefon çaldı; peki bu telefonun onun sevdiği melodi ile çalıyor olması aylardır, bu da mı bir mesajdı yoksa saçmalıyor muydu, sadece tesadüf müydü? İlk defa sesini telefonda duymuştu, şimdi dışarıya fırlayıp onu karşılaması gerekiyordu. Neler oluyor sana böyle:) Beraber yürümeye başladılar, ona yanında yürüyen bebeği gibi dikkatle bakıyordu, elinde olsa kucağına alacaktı, yürürken ona bir şey olmasın diye… Sonunda kadim dostunun karşısına oturdular, O’nu tam karşısına oturttu kadim dostunun, çünkü birbirlerini görsünler ve tanısınlar istiyordu. Önemliydi onun için… O çok konuşkan adam, O’nun yanına gelince süt dökmüş kedi gibi oluyordu. Hep onu dinlemek ve arada sadece birkaç cümle ile ona destek olmak istiyordu. Hep O konuşmalıydı, konuşmalı ve gülmeli, o sadece O’nu dinlemeli ve gülüşünü seyretmeliydi. Ve O konuştu, o dinledi, o konuştu, O dinledi. O güldü, o hayatının anlam kazandığını düşündü her gülüşte ve bu böyle tüm gece sürdü. Tabii ki bu güzel gece de sona erecekti, normaldi böyle olması… Peki acaba bu gecelerin devamı olacak mıydı, acaba bu geceler günlere ve sonra o günler, tekrar gecelere dönüşebilecek miydi? Gece ve gündüz sonsuzluk ile birleşip sahneyi sonsuzluğa mı bırakacaktı ebedi gülümsemeler için, yoksa tüm bu gülüşler ve sohbetler, evrenin yarattığı kara bir delikte yitip gidecek ve geriye sadece birtakım sahneler mi kalacaktı aylar sonra akıllarda. Keşke kalp MR’cısının duru görü veya benzeri bir yeteneği olsaydı. E olsaydı zaten böyle yalnız olmazdı. Ama seviyordu yalnızlığını, çünkü yalnızlık ona, O’nu getirmişti…

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Kalp MR'cısı hıımmm değişik (:çok hoşuma gitti walla jemcim. ve kapanışta Parapsikolojiyede el atmışsın.5 duyu ötesi algılamalar...duru görü evet hep ilgimi çeken bi konu olmuştur.Farklı bi yetenek herkez sahip olamıyorr,doğuştan olduğuna inanılıyor ve bencede öyle.Şimdilik Kalp MR'cısı olarakta gayet başarılısın ama Jem .Belki ilerde insanların auralarını da görmeyi başarırsın.Farkında olduğunun farkına varan güzeli insan ,yine ellerine ve yüreğine sağlık...

Kerim Türkman dedi ki...

Bu yorumum "07 ağustos tarihli" 'adsız dediki' başlıklı yorum içindir. Dilerim yazdıklarımı okuma firsatı olur.

Jem dediğin kişi için bir dilekte bulunmuşsun, belki demişsin, ilerde insanların auralarını da görmeyi başarırsın demişsin.

Eee.. görüpte ne yapacak? veya bir başkası görüpte ne yapacak? Ne olacağını zannediyorsunuz? Hayatınızın eskisi gibi devam edebileceğini mi? Eski keyiflerin veya huzurun kalacağını mı? Diyelim ki insan aurasını görüyorsun artık.. karşındaki sana bir cevap veriyor, ona o kadar inanmak istiyorsun ki ama bir bakmışsın aurasına: yalan söylediğini görüyorsun!!..

Yalanlara gömülü bir hayat var ise dışarıda o zaman insan aurası görmek cehennem azabından başka birşey getirmez insana..

Hayaller ve pembe düşlerden çıkın lütfen. Birisi için ve daha önemlisi kendiniz için birşey dilerken bile doğru ve hayırlı şeyleri dileğin lütfen!

kerim türkman